Botan’ın Kalesi CİZRE -Nuda ELEFTERYA

0

Mem yüzyıllar önce Zine’ye olan aşkını Dicle suyuna anlatmıştı, Dicle tüm şiddetiyle bu aşkı Cizre çocuklarının kulaklarına fısıldayarak anlatmıştı Mem ve Zin’in aşkını…
‘’Ey çemê Dîcle
Ey çemê weke hesrê çavêmin diheriki…
Tu bi sebr û qirarî…
Ne bi tu ji wek min dînbi…
Xwiya ye dilê te de yarek heye…
Heke yara te bajare cizîrê be…
Tim di hembêza te deye…
Çima tu xemgîne…
îca çi qirîna te ye…
Ey çemê Dîcle’’…
‘’Memê Alan’’
Cizre’nin içini sarmalayan Dicle suyu, bütün Kürdistan’ı boydan boya dolaşıp toprağına hayat veriyordu. Toprağın can damarlarına durmadan akarak yaşamı her gün yeniden var ediyordu. Bakanlar nehirden gözünü alamıyordu. Çünkü oda diğer sular gibi yatağına aşıktı. Onca uçurumları, engel ve bentleri aşarak en yükseklerden, en dip vadilere kadar, yorulmak bilmeden akıyordu. Toprağın her zerresine dokunuyordu. İçilen her avuç su da Kürdistan’ı derinden hissettiriyordu yüreklere. Dicle, yine de çevresinde büyütebileceği her şeye dokunmak için sularının bütün hiddetiyle koşturuyordu Dicle suyu.
Cizre halkı toprağını tanıyordu bundandı Mehmet Tunç insanlığa sesleniyordu kulak verin tarihe, insanlığa kulak verin ey insanlık bakın biz soykırıma karşı diz çökmeyeceğiz bize diz çöktüremeyecekler diyordu. İnsanlık tarihi bu topraklarda yeşertildi, kan emiciler bunu yok etmek istiyor Cizre 300 kahramanıyla yok etmek isteyen düşmana siper oluyor.Her türlü tekniğiyle katliam yapan cani devletin vahşetine, kulak verin bize diye haykırarak insanlığın bitmediğine inanarak sesleniyor Asya Yüksel.
14 Aralıkta öz yönetim direnişleri bir halkın yok oluşuna karşı siper olmuş halkın direniş destanı yazıldı. Cizre’de, Sur ‘da, Nusaybin’de ve Şırnak’ta Kürdistan’nın birçok alanında başlatılan öz yönetim direnişleri halkın devlete soykırımcılara ihtiyacının olmadığını ve kendi kendine yönetme hakkına sahip olduğunun mesajını vererek, toprağına ve kimliğine sahip çıkma çağrılarıyla başlatıldı. Bunu hazmedemeyen AKP faşizmi bu çağırılara karşı bütün alanlara ordularını insan katletme savaş araçlarını göndermeye başladı. Tarihi yok etmeyi hedefledi insanları yerinden göç ettirerek katlederek kazanacağını düşünüyordu. Onurlu yaşamayı öğrenmiş Kürdistan gençliği işgalcilere cevabı vermeye hazırdı ve toprağını kimliğini savunarak direnişe geçti. Yaptıkları ile şunu anlattılar. :’ Sen kimsin ki beni toprağımdan ediyorsun eğer biri gidecekse oda Türk faşizmidir.’ Duruşlarıyla boyun eğmeyeceklerini ve sergiledikleri direnişleriyle cevap verdiler. Çünkü bu gençlik halk önderlerinin yıllar önce söyledikleri sloganlarla büyütümüşlerdi. ’berxwedan jiyane!!!’’ bunu her kürt çocuk bilirdi. Amed zindanında Mazlum DOĞAN yoldaşın Kürdistan gençliğin ve halkına bıraktığı en büyük onurlu sözdü. Katlettiğiniz bütün çocuklar bu sözün etrafında özgürlük çemberini kurmuşlardı ve bu çemberin içinde büyümüşlerdi. Öyle kolay değildi teslim almak zaten teslim alamadılar . Öfkeleri ve zavallılıkları vahşi yöntemler uygulayarak gizlemek istediler. İşgalcilerin zayıflığı acizliği yaptığı katliamlarda da gösteriyordu kendisini… Cizre bodrumlarında yüzlerce insan yakıldı … halkımız bu acıyı yaşadı ama bu acıyı bir gün ateş olup akıtmak için yüreklerinde taşıyacak.
Gözleri önünde katlettiğiniz analarını nasıl unutacaklar? Bir hafta cenazesi yerde kalan Taybet na unutulacak mıydı? İşte size taş atan çocuklar kutsal topraklardaki ananın çocuklarıydı. İntikamlarını yerde bırakırlar mı hiç, bu çocuklar dağa çıkıp özgürlüklerini alıncaya kadar düşmana karşı direnecek ve savaşacaktır.
Orhan tunç son bir kez yavrumun gözlerinden öpeyim katletmeyin beni çığlıklarıyla son yolculuğuna uğurlanırken babasız büyüyecek olan bekes adaletsiz yaşama doğdu.
Peki adaleti kim sağlayacaktı?
Nerede insanlık, adalet ya da kendilerine insan haklarının savunucusu diyenler nerede?
Oysa ki Mehmet Tunç, Derya Koç İnsanların diri diri yakıldığını dünya halklarına çığlıklarını duyurmaya çalışmışlardı.
Cizre’den bir ses daha duyuldu Nuda Elefterya ‘ yüzünüzü güneşe döndürün ey insanlık ‘diyerekten bombasının pimini çekip düşmanın eline geçmemek için bedenini parçalara bölüp direnişin sembolü oldu. Kendi çizgilerini tarihlerini kendileri kuracaktı Kürt halkının kendisinden başka kimsesi yoktu buda ancak direnenmekle olacaktı…
Beş bin yıllık zihniyetin zincirlerini yıkan Ö. APO bu şekilde seslenecekti insanlığa “On beş bin yıl analık yap, insanlık için gerekli olan her şeyi yarat, sonra en çaresiz bir kul durumuna düş! İlk tanrıçaların doğduğu memleket ol, insanlık için gerekli her şeyi yarat ve doğurt, sonra hepsinin en çaresiz kulu ol! Tüm insanlığı doyurmanın zanaatlarını yarat, sonra aç kal! Her tarafı barınaklı kıl, sonra barınacak yurdun olmasın! Herkesi aydınlatan bir mum ol, sonra karanlıktan kurtulma! Herkese ses ol, müzik ve şiiri yarat, sonra dilsize, sağırlara dön! Herkes için bilimi, saygıyı ve tekniği yarat, sonra en cahili ve çaresizi kal! Herkese sarayı, hanı yarat, sonra yerleşecek bir avuç yere muhtaç ol! Ortadoğu uygarlığı işte bu büyük ve dramatik çelişkinin adıdır. Aşkların neden yakıp kül ettiği bu çelişkilerde gizlidir. Bu kadar değerle büyü, sonra cüceleş! Bunu ancak yanma temizler. İlk tanrı-tanrıça kavuşmasını yarat, sonra en aşağılık dilenci durumuna düşmüş kadın ve erkeği ol! Bunu ancak yanma, yakılma temizler’’ insanlığın katledilişini soykırımın pençelerinde olan Kürt halkını bu şekilde dille getiriyordu. Yakılarak küllerimizden doğduk şimdi yakarak intikam almaya özgür Kürdistan’ı faşizmden temizlemeye götüreceğiz.
Bütün öz yönetim alanlarında şehit düşen kahramanların anısına ,onları sevgi ve saygıyla anıyoruz… onların direnişiydi bizi bugünlere taşıyan… Cizre şehitleri anısına

CEVAP BIRAKIN

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz